Osman Özdemir

Osman Özdemir

Yeni Yüzyıl Türkiye Yüzyılı

A+A-

Dünya’dan geçen beşerler olarak yılların aylara ayların günlere günlerin saatlere eş olduğu bir dönemden geçiyoruz. Geçmişten günümüze Dünya’nın değiştiği düşüncesi fikirlerimize hakim olsa da çoğu zaman da Dünya hiç değişmemiş ve olaylar bütünlüğünde hep aynı olduğu düşüncesi kemirir beynimizi.

Aklen mantıkla yorarak idrak etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Değerlerin bir bir alt üst olduğu bu dönem de temel değerlerin kavi şekilde sahiplenmemiz gerektiği bir dönem bu.

Asırlar boyu bizlere anlatılan savaşları, Ülkelerin devrimleri, ulu imparatorlukları, çağı değiştiren padişahları ve yazılan tüm olayların, tek bir sebebe dayandırarak Hilal ile Haç arasındaki mücadeleden kaynaklı olduğunu bilmekteyiz ve görmekteyiz.

Günümüz Dünya’sında Haçlı, bizim neslimize, kendi imanlı kahramanlarını unutturma, küçük düşürme ve olayların bütününü çarpıtma nedenlerinin gerçek sebebi de harp meydanında galip gelemedikleri İlm-i ve Fikr-i manada aciz kaldıkları Müslümanlar ve  İslâm’a duydukları düşmanlıktır.

Bu büyük medeniyet, kültürel, askeri, siyasi, toplumsal ve ekonomik ve merhamet yönünden Haçlı zihniyetinden her zaman önde olup Dünya’da adaletin tecelli etmesine vesile olmuştur. Özellikle Türklerin İslâmiyetle şereflenmesinden sonra 16 büyük devlet kurma başarısına nail olmuş olan bizler adaleti hakim kıldık.

Dinimizin ve Kainat efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.) ‘in yaşayışını hayatımıza naklettiğimiz için, Allah (c.c)’ın lütfu keremine mazhar olduk.

“(Onlar) Allah’ın nurunu (güya) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Hâlbuki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu (İslâm dînini) tamamlayacak(gayesine ulaşacak)tır.”

(Saff Sûresi / 61. Âyet)

Haçlı’nın her devirdeki tek gayesi , adaletin olmadığı güçlünün zayıfı ezdiği maddenin ön planda olduğu bir dünyaydı. Milletleri  köleleştirip sömürdüler , yer altı yer üstü tüm kaynaklarına haksızca çöktüler. Dünya’da adaletinin kılıcı olan Osmanlı İmparatorluğu’nın yıkılmasından sonra bu ulümler artarak devam etti. Dünya’nın gördüğü iki büyük savaşın sorumluları da Haçlı zihniyetinin ta kendisidir. Ülkemiz son yirmi yılda çok büyük atılımlar gerçekleştirerek İslam Dünyası, Türk-i Cumhuriyetler ile eski bağlarına sahip çıkarak batı medeniyetinin bizlere unutturduklarını bir bir hatırlatmıştır

Batı asırlardır ektiği fitne tohumlarıyla yüzleşmeye başladığı şu dönemde refahını hızlıca kaybetmeye başladı.

Milletimizin fevkalade bir hasret ve uyanışıyla Başta Devlet Başkanımızın üstün kabiliyeti ve liderliğiyle ortaya koyduğu ve hayata geçirdiği tüm icraatler  Dünya’da büyük yankı bularak Türkiye’nin yeniden dirilişi olarak kabul gördü. Bunun elbette ki haçlı zihniyetinde çok büyük bir korkuya ve çöküşe neden olacağı aşikardı. Sömürülen milletlerin de umut ışığı olan Türkiye uyanışım ve direnişin simgesi haline geldi.

Türkiye Dünya’ya alışık olmadığı bir dış siyaset örneği gösterip win-win yani kazan-kazan ilkesiyle ticaret ortağı her ülkenin artık sömürü zihniyetinden kurtulup ortak kazanımlarla yükselmesi ve refaha ermesini sağlamayı amaç edinerek hareket etmeye başladı.

Yaşanan bu gelişmeler ülke içerisinde 7’den 77’ye milletimizin göğsünü kabartıp ‘’hah işte biz buyuz. Aslımız da neslimiz de budur.’’ dedirterek insanımızın unuttuğu ve kaybettiği özgüveni yeniden kazanmasını sağladı. Ben de bir gencim ve attığım her adımı Cumhurbaşkanımız sayesinde artık daha güvenle ve cesaretle atar oldum. 

Geçtiğimiz günlerde “Türkiye Yüzyılı” tanıtımını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından dökülen her cümle bunların yansıması ve garantisi niteliğindeydi.

Şimdi bakıyorum da Türkiye’nin dostu kazanır, düşmanı kaybeder durumu tüm Dünya’da hakimdir hamdolsun.

Bu ülkenin genç bir ferdi olarak üzerime düşen ne varsa verilen hangi vazife olursa olsun en iyi şekilde sorumluluk bilinci ve cesaretiyle yerine getireceğimin farkında olmanın gururunu taşıyorum.

Liderimiz öncülüğünde ortaya konulan her adımda varlık göstermeli ve dualarımıza onlarıda ortak etmeliyiz. Bugün yok artık TÜRKİYE yarını planlayan ve bu minvalde adımlar atan bir ülke konumundadır.

Selâm ve duâ ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar