Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Umrede Başarılı Olmak İsteyen Din Görevlisine Tavsiyeler

A+A-

2004 yılından itibaren alınan bir kararla, Diyanet İşleri Başkanlığı ile umreye gitmek isteyen kimselere kendi din görevlilerini seçme hakkı tanınmıştır. Bu tercih, sadece umre organizasyonu için geçerli olup, hac organizasyonunda böyle bir seçim imkânı şimdilik yoktur.


Böyle bir hakkın umre yapacak kimselere tanınmış olması, bir başka ifadeyle din görevlilerinin seçiminde onların söz sahibi olmaları kutsal topraklarda aldıkları hizmetin kalitesini artırdığı gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı ile umre yapmak isteyen kimselerin sayısında da ciddi oranda bir artışa yol açmıştır.


Buradan hem Diyanet İşleri Başkanlığı hem insanımız hem de kendisini iyi yetiştirmiş başarılı din görevlileri kazançlı çıkmışlardır. Böyle bir demokratik hakkın verilmesiyle gerek halkımız, gerekse başarılı din görevlileri ve Başkanlığımız büyük fırsatlar yakalamıştır.


Şöyle ki; halkımız beğendikleri, çalışkan, tecrübeli ve güvenilir bir din görevlisine kavuşmuş, 24 saat yanlarında olan bir kimse ile bu ibadeti en güzel şekilde yerine getirme imkânı elde etmişlerdir. Bununla birlikte ticareti değil, ibadeti önceleyen Başkanlığın bu uygulaması nedeniyle umreye gitmek için ödedikleri paraların Diyanet Vakfı kanalıyla hayırlı hizmetlerde kullanmasına da katkı sağlamışlardır. 


Diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı 2004 yılına kadar yok denecek kadar bir umreciyi Suudi Arabistan’a götürürken, son beş yıl içerisinde bu sayı 100 000’lere ulaşmış olup bu rakam her geçen yıl artmıştır. Başkanlığın umre organizasyonunu tercih eden kimselerin ibadet aşkıyla bu beldelere gitmeleri sayesinde, Başkanlık dinin doğru bilgisini, sahih kaynaklara dayanarak halkımıza ulaştırma imkânını da elde etmiştir. Bilindiği üzere bu da Başkanlığın en önemli görevleri arasında yer almaktadır.


 Öte yandan kendisini geliştiren, sosyal ilişkileri iyi, güleryüzlü ve girişimci din görevlileri de bu durumdan istifade etmişlerdir. Zira bu görevliler böyle bir seçim sebebiyle Kabe’yi yakından görme, tekrar tekrar umre ibadeti yapma ve Hz. Peygamber’in kabrini ziyaret etme imkânına kavuşmuşlardır. Adeta onların başarıları da bu şekilde ödüllendirilmiştir.

Bunun bilincinde olan gayretli din görevlileri, verdikleri hizmetin kalitesini de ister istemez artmış, her yıl tekrar tekrar tercih edilmeyi bekleyen bu görevliler, götürdükleri her bir umreciyi mutlu etmenin yollarını aramışlardır. Bu durum, umrecilerin hem memnuniyetini hem de hayır duasını beraberinde getirmiş ve bu hayır dualar sayesinde görevliler toplumda sevilen, sayılan, görüşlerine değer verilen ve aranılan kimseler olmuşlardır.


Din görevlisini seçme hakkının verilmesinin hayırlı bir sonucu ise, Türkiye’de umre konusunda faaliyet gösteren özel şirketlerin bir kısmının kendilerine çeki düzen vermek zorunda kalmış olmalarıdır. Zira rekabet, kaliteye davetiye çıkarmış, böylelikle onlar da verdikleri hizmetin kalitesini artırma yoluna gitmişlerdir.


Görüldüğü üzere böyle demokratik tercih hakkının verilmesi, çok yönlü kazançları da beraberinde getirmiş, adeta kazanan herkes olmuştur.


Böyle bir uygulamanın mantığını kavrayamamış birilerinin hala körü körüne statükocu yaklaşımları savunuyor olması; “yanlış bir adalet ve hakkaniyet anlayışı” içerisinde hareket etmeleri ve hala başarısız kimseleri ödüllendirme gayretleri ise gerçekten üzüntü vericidir. Ancak onların demokrasiden uzak bu tutum ve tavırlarının yeteri kadar taraftar bulmadığı ve bundan böyle de bulamayacağı anlaşılmaktadır.

Zira her konuda başarı ödüllendirilmeli, çalışma teşvik edilmeli, rekabet özendirilmeli ve kalite her zaman ön planda tutulmalıdır. Bu itibarla rekabeti ve hizmet kalitesini önceleyen, tercih edilebilir olmanın çıtasını yükselten, sürekli gelişmeden yana olan girişimciler uzun vadede hep başarılı olurlar.


Başkanlığın son yıllarda geliştirdiği uygulamanın sağladığı katkıları bu şekilde özetledikten sonra, şimdide umrede başarılı olmak isteyen bir din görevlisinin yapması gerekenleri kısaca açıklamaya çalışalım.


Yolculuk öncesinde yapılması gerekenler;


Din görevlisi her zaman güleryüzlü bir şekilde daha önceden kendisine başvuran kimselerin listesini itina ile hazırlamalı, telefon numaralarını kaydetmeli, Müftülüğe kayıtları konusunda kendilerine yardımcı olmalı ve onlarla kesinlikle irtibatı koparmamalıdır. Ancak bunu yaparken sık sık onları arayarak rahatsız etmekten de kesinlikle kaçınmalı, ölçüyü fazla kaçırmamalıdır.


Umrecilerin umre öncesi verilen seminerlere katılımlarını sağlamalı, onları yapacakları yolculuk hakkında en ince ayrıntısına varıncaya kadar bilgilendirmeli ve sürekli yanlarında olacağı düşüncesini onların zihinlerine yerleştirmelidir. 


Yolculuk tarihi kesinleştikten sonra her bir umreciyi tek tek arayıp, nereden hareket edeceklerini bildirmeli ve hiçbir kimseyi unutmamalıdır.


Hareket öncesi oluşturduğu grubun listesini onlar gelmeden otobüsün önüne asmalı ve onların otobüse yerleşimlerinde onlara yol göstermeli ve yardımcı olmalıdır. Uğurlama merasiminden sonra, otobüs içinde her birini tek tek saymalı ve kimseyi hiçbir yerde unutup gitmemelidir. 


Grubundaki her bir umreciyi ismen tanımalı, onlara isimleriyle hitap etmeli ve onlara karşı saygılı ifadeler kullanmaktan kaçınmamalıdır.


Havaalanında yapılması gerekenler;


Havaalanına otobüsle giderken, orada yapılacakları umrecilere genel hatlarıyla anlatmalı, pasaport ve kimliklerini bizzat kendisi her bir umreciye teslim etmeli ve bunları kaybetmemeleri konusunda onlara çok sıkı tenbihte bulunmalıdır. 


Havaalanına varıldığında otobüsten inerken kimsenin eşyasını unutmaması konusunda yeniden herkesi uyarmalı ve bütün eşyaların havaalanına güvenli bir şekilde girmesi konusunda yol gösterici ve yönlendirici olmaya devam etmelidir. Sadece kendi eşyasını alıp ortadan kaybolmamalıdır. 


Pasaport ve bilet işlemleri esnasında sürekli umrecilerle birlikte hareket etmeli, onları yönlendirmeye ve bilgilendirmeye devam etmelidir. 


Mescidin ve tuvaletlerin yerini herkesten önce o öğrenmeli ve ihtiyacı olanlara yol göstermelidir.
Uçağa binmeden önce bütün umrecilerin ihramlarını giymeleri ve iki rek’at namaz kılmaları konusunda yardımcı olmalı, mescidde onlara rehberlik etmeli, kafileden ayrı baş çekmemeli, kafileyle beraber niyet yapma konusunda kafile başkanıyla ortak hareket etmelidir. 


Kafile başkanının talimatlarını yerine getirmeli, bunları zamanında grubuna bildirmeli, başına buyruk hareket edip “ben her şeyi bilirim” havasında/ edalarında olmamalıdır. Kafile başkanı ve diğer din görevlileri ile uyum içinde hareket etmelidir. Ayarttığı bir takım cahil kimseleri kışkırtarak kafilenin uyum ve düzenini sabote etmekten çekinmelidir.


Nöbet tuttuğu yeri terk etmemeli, herkesin sorunlarını çözmek için adeta çırpınmalıdır.


Uçakta yapılması gerekenler;


Uçakta yapılacak programda kendisine verilecek vazifeyi yerine getirmeli, her bir umrecisi ile yakın ilgisini sürdürmelidir. Uçaktan inerken kimsenin el bagajlarını unutmaması ve hosteslerin talimatlarına uymaları konusunda kendilerine hatırlatmalarda bulunmalıdır.


İhramlı umrecilerin kokulu sabun ve alkollü mendil kullanmamaları gerektiğini onlara nezaketle hatırlatmalıdır.


Cidde havaalanında yapılması gerekenler;


Umrecilerin pasaport kontrolü sırasında sıraya riayet etmelerini sağlamalı ve eşyalarını alacakları peronu onlara göstererek oraya varmalarına yardımcı olmalıdır. 


Kendilerini Mekke’ye ya da Medine’ye götürecek otobüslere binmeleri ve eşyalarını yüklemeleri konusunda rehberlik etmeli, bu arada yaşlılara yardım etmeyi de ihmal etmemelidir. Kendi başını alıp giden ve grubunu arkada bırakan sorumsuz bir din görevlisinin daha en baştan ciddi bir güven kaybına uğrayacağı açıktır. Böyle yapan bir din görevlisinin umreden dönünceye kadar yaşacağı sıkıntılara, bu ve benzeri hareketlerinin neden olduğunu ve olacağını bilmesi kendi yararına olacaktır.


Otobüse yerleştirdiği grubunu tek tek saymalı, herkesin pasaportlarını ve biletlerini tek tek kontrol edip toplamalı ve kendi çantasında bütün bu pasaport ve biletleri tekrar onlara teslim edinceye kadar gözü gibi muhafaza etmelidir.


Otelde yapılması gerekenler;


Otele varıldığında grubunun oda anahtarlarını almalı ve her bir umreciye kendisi teslim etmeli ve belirleyeceği saatte dinlendikten sonra otel lobisinde buluşmak üzere herkesi bilgilendirmelidir.
Belirttiği saatten en az 15 dakika önce kendisi de lobide yerini almalı, herkesin tamamlanmasını bekledikten ve otelin adres kartını resepsiyondan alıp her bir umreciye verdikten sonra grubunu alıp Ka’be’ye doğru tehlil ve tekbirler getirerek götürmelidir. 


Ka’be’ye giderken otelin yerini herkese çok iyi bir şekilde öğretmeli, gidişte ve tekrar dönüşte dikkat etmeleri gerekenleri onlara örnek vererek ve göstererek iyice kavratmalıdır.


Ka’be’de yapılması gerekenler;


Ka’be’ye varınca tavaf öncesi niyeti bizzat kendisi yaptırmalı, sonra da duaları grubunun duayacağı şekilde hem Arapça hem de Türkçe olarak okumalı ve onların her birinin “amin” demesini sağlamalıdır.
Tavaf esnasında yorulan yaşlıları beklemeli, acele etmemeli, onları da göz önünde bulundurmalı ve kendi başını alıp gitmemelidir. 


Tavafı müteakiben uygun bir yere namaz kılmak için bütün grubunu alıp götürmeli ve iki rek’at tavaf namazı kılmalarını sağladıktan sonra, duayı Ka’be’ye bakarak bizzat kendisi yapmalıdır. Daha sonra genel hatları ile Mescid-i Haram’ı tanıtmalı, bunu yaparken onların biraz dinlenmelerine de imkân sağlamalıdır. 


Tavaf namazı sonrası yapılan bu duadan sonra grubuna zemzemi nasıl içeceklerini ve hangi duayı okuyacaklarını bizzat göstererek öğretmelidir.


Daha sonra umrecilerini Safa tepesine götürüp orada say’ın niyetini bizzat kendisi yapmalı, onlara da tekrar ettirmeli ve say esnasındaki duaları hem Arapça hem de Türkçe olarak onların duyacağı şekilde okumalı ve “amin” demelerini sağlamalıdır. Kimseyi arkada bırakmadan yavaş bir şekilde bütün grubu bir arada tutmayı başarmalı, kendi başını alıp gitmemeli, sadece gençleri düşünmemeli, yaşlı, hasta ve yorgun olanları da hesaba katmalıdır. 


Merve tepesinde umrenin say’ını tamamladıktan sonra duayı bizzat kendisi yapmalı, grubunun traş olup ihramdan çıkmasını sağlamalı ve kimseyi unutmamalıdır. 


Umreyi tamamladıktan sonra grubunu aynı şekilde alıp otele getirmeli ve dönecekleri yolu onlara güzelce öğretmelidir. Herkesin ibadetini eksiksiz yapması için çok dikkatli olmalı ve sıkıntısı olanlarla yakından ilgilenmelidir.


Mekke’de yapılması gerekenler;


Otelde yemekhanenin yerini göstermeli, odalarını kullanırken dikkat edecekleri hususları onlara hatırlatmalı ve kendisinin hangi odada kaldığını ve cep telefon numarasını her bir umreciye mutlaka yazıp vermelidir.


Hasta olan umrecileri hastaneye götürmeli, ilaçlarını almalı ve dinlenmeleri konusunda onları sık sık uyarmalıdır. Karşıdan karşıya geçerken çok dikkatli olmaları ve trafik kurallarına uymaları gerektiğini onlara sürekli hatırlatmalıdır. 

Yemek yerken israf etmemeleri gerektiğini belirtmelidir. Ziyaret yerlerine giderken grubunun tamamını almaya dikkat etmeli, her bir ziyaret yerini tamamladıktan sonra otobüste mutlaka sayım yapmalı, kimseyi herhangi bir yerde unutmamalıdır. 


 Grubunu zaman zaman umre yapmak üzere Ten’im’e götürmeli ve her biriyle yakında ilgilenerek bu ibadeti en güzel şekilde yapmalarına yardımcı olmalıdır. 


Yürüme mesafesindeki tarihi yerlere grubunu bizzat götürmeli ve o yerler hakkında sağlam ve doyurucu bilgiler vermeli, umrecilere kesinlikle kaynağı belli olmayan mitoloji, efsane, masal, hikaye ve hurafeler anlatmamalı ve onların zamanlarını israf etmemelidir. 


Grubundan ya da kâfileden kim yardım isterse onun yardımına mutlaka koşmalı, her zaman güler yüzlü olmalı, kimsenin kalbini asla kırmamalıdır. Yaşlıların bir kısmının geç anladığını veya yanlış anlama ihtimallerinin çok fazla olduğunu bilerek aynı şeyleri onlara bazen birkaç kez söylemeyi ihmal etmemelidir.


Umreciler hata yaptıklarında, yaşlı ve hasta kimselere kesinlikle kızmamalı ve anlayışla hareket etmelidir. Hiçbir zaman sabrı elden bırakmamalıdır. Onların haksız oldukları durumlarda bile onlara karşı kaba ve sert olmamalı, nezaketle davranmalı ve onlara karşı asla sesini yükseltmemelidir.


Mekke ve Medine arası yolculuklarda da her bir umreciyle özel olarak ilgilenmeli, yardıma ihtiyaç duyanlara yardım etmeli ve otele yerleşmelerinde her zaman yanlarında olmalı ve rehberliği eksiksiz yapmaya devam etmelidir.


Medine’de yapılması gerekenler;


Medine’deki ziyaret yerlerine de aynı şekilde götürmeli, umrecilere karşı son derece sevgi ve şefkatle davranmalı, kendi anne ve babasına davranıyor gibi onlara muamele etmeli ve herkesin hayır duasını alma düşücesini akıldan çıkarmamalıdır. Kaba insanların hiçbir sorunu çözemeyecekleri, hatta problemi içinden çıkılmaz hale getirecekleri gerçeğini göz ardı etmemelidir.


Mescid-i Nebevi hakkında gruba sağlam ve doyurucu bilgiler vermeli, tek tek her yeri anlatmalıdır. Onlara Peygamberimizin ve iki halifesinin selamlanması esnasında yapılması gerekenleri öğretmelidir.
Mescid-i Nebevi’de “cennet bahçesi” olarak adlandırılan yerde bol bol namaz kılmalarını tavsiye etmeli ve kendisi de bunu yapmalıdır.


Umreci grubunu bizzat Cennetü’l-Baki’e götürmeli ve bu kabristan hakkında onlara güvenilir bilgiler aktarmalıdır.


Şehirlerarası yolculuklarda gruba dini bilgiler vermeli, umrecilerle soru cevap tarzı sohbetler yapmalı ve herkesin istediği soruyu gönül rahatlığıyla çekinmeden sorabilecekleri bir ortamı oluşturmalıdır. 
Medine’de otelden ayrılırken oda anahtarlarının resepsiyona bırakılması gerektiğini hatırlatmalı, eşyaların otobüse düzenli olarak yerleştirilmesine katkı sağlamalıdır. 


Havaalanında da umrecilerin eşyalarını unutmadan ve pasaportlarını kaybetmeden uçağa binmelerine yardımcı olmalıdır.


Dönecekleri şehirde kendilerini havaalanında karşılayacak otobüsün zamanında hazır bulundurulması için gerekli girişimlerde bulunmayı ihmal etmemeli, il müftülüğü ile telefon irtibatını kesmemelidir.
Dönüşte Havaalanında yapılması gerekenler; 


Havaalanında acele etmeden ve telaşa düşmeden umrecilerin pasaport kontrolünü yapmalarını sağlamalı, eşyalarını alacakları yere onları toplu halde götürmeli ve rehberliğe burada da devam etmelidir. 


Eşyalarını alanların otobüse eksiksiz binmeleri sağlamalıdır. Şehre dönüş esnasında otobüs içinde herkesten helallik almalı ve umrecilerin de birbirleriyle karşılıklı helalleşmelerini tavsiye etmelidir.


Umre dönüşü yapılması gerekenler; 


“Umre kardeşliği” oluşturmalı, umrecileriyle ayda bir kez birisinin evinde toplanmak üzere görüşmeleri sürdürmeli ve irtibatı koparmamalıdır.  Umrecilerden hasta olanları ziyaret etmeli, çocuklarının düğün ve nişan törenlerine katılmalı, cenazeleri olduğu zaman da kesinlikle iştirak etmelidir.


Gördükleri her yerde onların hal ve hatırlarını sormalı, hayır dualarını almalıdır. Davetlerine icap etmeli, onları gücendirecek davranışlardan sakınmalıdır.  Farklı siyasi görüşlerde bulunan her bir umrecisine ayrı ayrı değer vermeli, onları görüşlerinden dolayı yargılamamalı, onları dinlemeli ve anlamaya çalışmalı, kutuplaştırıcı eylem ve söylemlerden kaçınmalıdır.


 Zengin olsun, fakir olsun herkese eşit muamele etmeli, kimseyi küstürmemeli ve herkesin kalbini kazanmaya çalışmalıdır. 


Umrecilerin yolculuk esnasında yapmış oldukları hataları varsa bunları hiç bir yerde anlatmamalı, kusurlarını gizlemeli, onların kutsal beldelerde yaptıkları güzel davranışlarından bahsetmelidir.
Zaman zaman onlarla karşılıklı olarak hediyeleşmelidir. “Alan el değil veren el” olmaya gayret etmelidir. Bir din görevlisi olarak cömertliğini sergilemekten çekinmemelidir. 


Onların gözünde örnek insan olma konumunda bulunduğunu ve bunu eksiksiz sürdürmeye mecbur olduğunu da hiç bir zaman unutmamalıdır. Bütün bunları güleryüzlü bir şekilde yapmayı başaran sorumluluk bilinci yüksek din görevlileri, memnun ettikleri umrecilerin başkalarına yaptıkları tavsiyelerle her yıl kutsal topraklara gitme imkânını tekrar tekrar yakalayacaklardır.


Bu itibarla en güzel reklamın “tavsiye olduğu” gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Her kurum ve kuruluşta marka insanlara ihtiyaç olduğu gibi, umre konusunda da kendisini ispat etmiş, geliştirmiş, planlı ve programlı, dürüst ve güvenilir, işini çok iyi yapan lider kimselere ihtiyaç olduğu açıktır.


 Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan her bir personelin ibadet aşkıyla bu görevi yerine getirmeleri durumunda kurumun saygınlığının artmasının yanı sıra, halk nezdindeki güven ve itibarına da olumlu anlamda katkılar sağlayacakları muhakkaktır.


 Özetle, dinini, vatanını, milletini ve bayrağını seven herkesin görevini eksiksiz yapması ve aldığı maaşı helal ettirmeye çalışması elzemdir. Bunu yapmayanların başkalarını suçlamaya ve karanlığa küfrederek vakitlerini tüketmeye hakları yoktur. Bu tip kimselerin karanlığa küfretmek yerine bir mum yakıp değişime önce kendilerinden başlamaları acizane tavsiyemizdir. (25.07.2008)
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.