Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Töre Cinayetleri Nasıl Engellenir?

A+A-

Dini sunum yapanların en çok okuduğu ve içindekileri topluma İslam diye anlattığı eserlerden birisi de Ahmed Bican’ın yazdığı Envâru'l-Âşikin adlı kitaptır. Bu kitaptaki bir rivayette Arap beylerinden bir bey olan Dihye isminde birinden söz edilmektedir. Dihye, yedi (7) kızını evlendirmekten utanmış ve kızlarının tamamını kendi elleriyle öldürmüştür. Sonra pişman olmuş ve Hz. Peygamber’e gelmiş ve “Bana bir af ve rahmet var mıdır?” diye sormuştur. Hz. Peygamber bir müddet şaşırıp kalmış, hiçbir cevap verememiş, bunun üzerine Cebrâil Hz. Muhammed’e gelerek Allah Teâlâ’nın o kişiye şöyle demesini emrettiğini haber vermiştir: “Benim izzetim hakkı için ol vakit ki Lâ İlâhe İllallah Muhammedü’r-Rasûlullah dedi, (Müslüman oldu) yetmiş yıllık küfrünü affettim. Kızlar hûd (zaten) onun idi. Onlar için af etmez miyim?”(Ahmed Bîcan, Envâru'l-Âşikin, s. 235)

Burada Yüce Allah’a söylettirilen; “Kızlar zaten onundu, istediğini yapabilir, öldürebilir de, ben onu yine de affederim” şeklindeki anlayış sakat bir anlayıştır. Böyle bir düşünce hem Kur’ân’a hem de sahih sünnete aykırıdır. Bu tür uydurma rivâyetler ancak İsrâiliyyât, Mesîhiyyât ve Mecûsiyât barındıran kitaplarda bulunabilir. Nitekim böyle garip ve çelişki dolu, insan hayatını hiçe sayan rivâyetler nedeniyle günümüzde bile aile meclisleri toplanmakta, güya namuslarını temizlemek için rahatlıkla cinayet kararı alabilmektedir.

Tecavüze maruz kalarak veya nefsine uyarak gayr-i meşru ilişkiye girmiş genç kız ya da kadınlar “uydurma haberlerle dolu bu tür kitaplardaki sakat bakış açıları nedeniyle” göz göre göre öldürülmektedir.

Şurası açıktır ki sahih hadis kaynaklarında böyle bir rivayet kesinlikle yoktur ve bu rivayet tamamıyla uydurmadır. Ancak bazı hoca müsveddelerine göre Envâru'l-Âşikin benzeri kitaplarda yer alan rivayetlerin hepsi sahihtir.  Zira onlar, “Uydurma olsaydı Ahmed Bîcan bunu eserine almazdı” düşüncesine sahiptir. Bu tür kitaplarda yazılanların tamamının doğru olduğuna iman etmiş “bu merdivenaltı din tüccarları” söz konusu hadisleri eleştiren ve bunların uydurma olduğunu söyleyen âlimlere; “Sen Ahmed Bican’dan daha mı iyi bileceksin. O, bu rivayetin sağlam olduğuna inanmasaydı hiç kitabına alır mıydı? Geç bunları!” demekte ve töre cinayetlerine “bu uydurma rivayetleri” delil getirmektedir.

Kanaatimizce böyle bir vahşet hem de bizzat Yüce Allah şahit gösterilerek ve üstelik O’na söylettirilen mevzu bir hadisle oluşturulursa “töre cinayetlerinin” ardı arkası kesilmez.

Kaldı ki bu rivayet ayetlerle de çelişmektedir. Âyetler, hayasızca davranışlarda bulunan kadınları suçları sabit olduktan sonra bile öldürmeyi değil 100 değnek cezasından sonra ölüm onlara gelinceye ya da başka bir kapı açılıncaya kadar evlerinde alıkoymayı emretmektedir. [Nisâ, 4/15-17; Nûr, 24/ 2. Ayrıca bkz. Nisâ, 4/34, 58, 135; Mâide, 5/2, 8; Hadîd, 57/20; Teğâbün, 64/14-16]

Görüldüğü üzere âyetlerde bu şekilde imtihana tabi tutulan bir mü’mine adâletten ayrılmaması bildirilmekte, herkesin yapıp ettiğinin karşılığını mutlaka alacağı hatırlatılmaktadır. (Şûrâ, 42/15, 20. Ayrıca bkz. Âl-i İmrân, 3/195;  Nisâ, 4/40; İsrâ, 17/13-15; Sâd, 38/24; Zümer, 39/18, 41;  Fussilet, 41/46; Ahkâf, 46/13-14;  Hucurât, 49/12; Necm, 53/28, 39-41). Ayrıca haksız yere hiçbir kimsenin diğerinin canına kıyamayacağına (Nisâ 4/92-93; Mâide 5/32) ve cinayeti tercih edip işin kolayına kaçarak “sorumluluklarından”  kurtulamayacağına özellikle dikkat çekilmektedir. (Bakara, 2/229, 231; Nisâ, 4/15; Talâk, 65/2)

Bu ayet-i kerimelerden anlaşıldığı üzere kadınlarla ilgili Yüce Allah’ın koyduğu sınırları muhafaza etmek; evlerde onları güzellikle alıkoymak; eziyet etmemek ve en uygun şekilde davranmak böyle bir imtihanla karşılaşan erkeğin ve ailesinin sorumluluklarındandır. Ama bu sorumluluğu deruhte etmek yerine “işin kolayına kaçarak” bu kadınları/kızları öldürmek bedeviliktir. Böyle bir tavır, Kur’an’a ve Resulullah’a meydan okumaktır. Burada söz konusu olan insan hayatıdır ve “insan hayatı” dünyadaki her şeyden daha değerlidir.

Öte yandan, konu üzerinde akademik çalışmalar yapanlar “kadınlara hala böyle bir gözle bakılmasının arkasında yatan temel sebeplerden birisinin” de ataerkilliğin dinî-İslâmî söylem biçiminin beslendiği kaynaklardan olan popüler dinî-didaktik eserlerde verilen “bu tür mesajlar” olduğunu ifade etmektedir. [Öztürk, M., “Egemen Bir Dînî  Söylem Tarzı Olarak Ataerkillik”, İslâmiyât, C. IV,  S. 4 , Ank., 2002,  s. 111-131; Tuksal, H. Sefkatli, a.g.e., s. 27-50, 237.]

Hal böyleyken Envâru'l-Âşikin benzeri eserlerde yer alan, uydurma olduğu belli olan hadisleri gelecek nesillere aktarmadan önce ciddî eleştiriye tâbi tutmak, gerekli tashihleri yapmak ve töre cinayetlerini ortadan kaldırmak için Kur’an ve sünnet bütünlüğünü dikkate alan kaliteli akademik çalışmalar yapmak gerekir. [Bilgi için bkz. Ahmet Emin Seyhan, Hadislerde Kıyamet Alametleri,  s. 96-97] 

Sonuç olarak, âyetlere değil de “uydurma hadislere” veya “yanlış geleneklere” bakarak töre cinayetlerini devam ettiren, bu cinayetlere göz yuman, bunları teşvik eden, işlemeyenleri toplumdan dışlayan, işlemek istemeyenlere psikolojik şiddet/baskı uygulayan ve bu cinayetlerin önlenmesi konusunda gereken hassasiyeti göstermeyenler ahirette büyük bir veballe karşı karşıya kalacaklarını bilmelidir. Ayrıca Kur’an ve sahih sünnete aykırı bu cinayetleri bilerek savunan, ihlâsla ve sağlam muhakemeyle bu iki kaynağı anlamaya çalışmayan, gerçekleri görmemekte direnen ve yanlış geleneklerin esiri olanlar da bu yaptıklarının hesabını ahirette mutlaka vereceklerdir. (24.09.2010)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.