Fatih Muhammed Çakmak

Fatih Muhammed Çakmak

Sofranın Bereketi

A+A-

Gündelik hayatın içinde geniş bir yeri var sofranın. Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanması durumu olarak ifade ediliyor. Şeklen genellikle tekerlek biçiminde ayaklı hamur tahtası olarak zihinlerde canlansa da bugün özellikle şehir hayatının hüküm sürdüğü yerlerde sofra deyince yemek masaları akla geliyor. Her nerede ve koşulda olursa olsun sofranın birleştirici bir gücü var. Aile meclislerinin vazgeçilmezi, dostların bir araya geldiği muhabbet ortamı ve iş görüşmelerinin hasbi yakınlık vasıtası olarak, sofra gücünü koruyor.

Aynı sofrada buluşmak sevgi, hoşgörü, birlik, beraberlik, muhabbet, ünsiyet, dayanışma ve paylaşma duygularını besliyor, pekiştiriyor.

Bir defasında Hz. Peygamber’in  ashabı: “Ya Resulallah, yemek yiyoruz, fakat doymuyoruz” dediler. Resul-i Ekrem  onlara: “Herhalde ayrı ayrı yiyorsunuz!” diye sorunca: “Evet, öyle yapıyoruz.” dediler. Resulullah da: “Yemeği birlikte yiyiniz; besmele çekiniz, yemeğiniz bereketlenir” buyurdu.

İşte nebevi öğretinin, hikmetli bir mazinin meyvesi olarak sofrada birlik olunca bereket meydana geliyor. Asırlardır buna inanıyor, böyle yaşamaya gayret ediyoruz. Çat kapı gelen misafiri aziz biliyor; ekmeğimizi, aşımızı bölüşüyoruz.  Besmeleyle başlayıp ‘sofra duası’ ile bitiriyoruz.

Aynı sofrayı paylaşmanın hatırı var bizde. Bir lokma ekmeği bölüşebilmenin kutsiyeti ve aynı kaptan yemenin hatırı var. 

Sofrayı bereket, birliği nimet sayarız biz. Bölüşmeyi ve üleşmeyi hatta kendi azığını sofra ehline bırakmayı muhabbet ve akrabalığın tohumu sayarız.

Bütün bu güzelliklerle birlikte sofranın ötekileri var bir de yanımızda, civarımızda, yamacımızda. Pişmiş aşın tuzları, kıvamını çoktan yitirmiş baharatları, lezzeti zahmete dönüştürecek çeşniler var ellerinde. Yedikleri önlerinde, yiyemediklerini etrafa saçıyorlar. Kimi haysiyet cellatlığını maharet biliyor; kimi kendi dipsiz kör ve kötü kokulu kuyusunu doldurmanın peşinde.

Aynı sofra etrafında buluşmayı rahmet sayanlarla, birlikte yediği içtiği insanın hatırını, sofranın hatırını yok sayanlar aynı halkada. Bereket arayana bereket; gaflet arayana gaflet. Herkes ne yapacağını biliyor. Örtüler boşuna değil, eller nereye saklanacak?

Sofra geniş, niyete göre amel; emele göre akıbet. Tarih anlamsız değil; hatır bugün icât edilmedi. Mertlik bizim, çiğlik ötekinin. Vaziyet ne olursa olsun aynı dünyadayız. Kaçış yok. Biz durduğumuz yeri bilelim. Kimlerle, ne için, hangi sofrada olduğumuzu bilelim. Gerisi kendiliğinden gelir.

Ötesinde ötekine, berikine, aynı sofrada yemek yemenin hatırını sayana, saymayana; kime ne kadar olacaksa 'afiyet olsun'.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.