Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Şimdi de Boko Haram Öyle mi?

A+A-

Daha önce “el-Kaide”yi bahane ederek Afganistan ve Irak gibi müslümanların yaşadığı ülkelerini işgal eden, milyonlarca insanı hunharca öldüren, beldelerini tarumar eden ve kaynaklarını sömüren Batılı ülkeler, şimdi de dünyada korku estirerek kendi kurdurup besledikleri ne idüğü belirsiz adamlardan oluşan “Boko Haram” adlı terör örgütünü kullanmakta, hıristiyan ve müslümanların yaşadığı Nijerya’yı dizayn etmeyi planlamaktadır.

Adını “Batı eğitimi haramdır” anlamına gelen “Boko Haram” sözcüğünden alan bu örgütü kuranların asıl amacı, onların yaptıkları kanlı eylemleri bahane ederek dünya kamuoyunu istedikleri şekilde yönlendirmek, sonra da zengin petrol ve uranyum yataklarına sahip Nijerya’nın ekonomik kaynaklarını sömürmektir. Açgözlü bu sırtlanlar/çakallar avlarına gözlerini dikmiş sinsice beklemekte ve yıllardır üzerinde çalıştıkları planlarını devreye sokmaktadır.

Bu hainler, uzun vadeli planlarının sonucu olarak kurdurdukları Selefî/Vehhâbî/Hâricî zihniyetindeki bu terör örgütünü bahane ederek bölgeyi işgal planları yapmakta ve yine bir taşla birkaç kuş vurmayı hedeflemektedir. Şurası bir gerçek ki bu alçaklar, hem bu ülkenin kaynaklarını sömürecek hem bölgeye iyice yerleşecek hem de İslâm’ı tüm dünya nezdinde iyice itibarsızlaştıracaklar.

Bu Batılı sömürgeci güçler, bölgede iyice hâkimiyet kuracak ve Nijerya halkına; “Sizi bu terör tehlikesinden biz kurtardık” deyip Nijerya’nın petrol ve uranyum gelirlerinin % 80’ninden fazlasının üzerine konacaklar. Medyaları vasıtasıyla halkı ikna edecek, kukla bir yönetimi iş başına getirip onlara kendi belirledikleri şartlarda anlaşma imzalatacaklar. Savaş tazminatı adıyla veya terör örgütünü tasfiye ettikleri gerekçesiyle veyahut yaptıkları “çok büyük hizmete (!)” bedel olarak 70 veya 100 yıl süreyle, ülkenin petrol ve uranyum gelirlerinin % 80’nine çökecekler. Böylece bu sömürgeci güçler, bahse konu kukla yönetimler eliyle adı geçen ülkeyi de haraca bağlayacak, yeraltı kaynaklarını sömürmeye devam edecekler. Zavallı halk ise avucunu yalayacak ve fakirlik altında inim inim inlemeye devam edecektir.

(Kanaatimizce petrol zengini körfez ülkelerinin “satılmış hanedanlarının” yaptığı gibi bu adamlar da eğer iyi pazarlık yapabilirlerse bu sömürgeci güçleri petrol gelirlerinin % 70’ine veya daha azına razı edebilirler (!!!). Ama ne olursa olsun sonuçta sömürülecek olan zavallı halk olacak, bu hanedanlar/kukla yönetimler elde ettikleri o kısmî gelirlerle keyif çatmaya devam edecek, diğer taraftan da sanki büyük bir iş yapmış gibi, sahte/satılmış medya organları eliyle; “Ülkeyi bu terör belâsından biz kurtardık” diye caka satacaklar. Kısaca bizim bunları yazmamızdaki temel amacımız, okuyuculara bir mesaj vermek ve dünyada işlerin yıllardır böyle olduğunu/döndüğünü göstermektir. Yoksa bunları söylememiz, yapılanları onayladığımız/kabul ettiğimiz anlamına kesinlikle ama kesinlikle gelmemektedir.)

Öte yandan tüm bunlar yaşanırken hem Nijerya’da hem bölgede hem de dünyanın başka yerlerindeki bazı aklı kıt/sahte/satılmış din adamları veya sûfî kılıklı zır cahiller de utanmadan kalkıp; “Ne yapalım takdir-i ilahi buymuş! Kaderimizde bunlar varmış!” deyip kendilerini ve halklarını teselli edecek ve zalim kukla yönetimlerin yaptıkları ihaneti meşrulaştıracak, sömürülmenin bir “kader” olduğuna halklarını/kavimlerini inandıracaklardır. Utanmadan Yüce Allah’a iftira atmayı sürdürecek ve böylece sömürgeci güçlerin planlarını zımnen onaylayacaklardır. Bu zavallı dinden geçinen aklı kıt aptal adamlar, halkın mücadele azmini iyice köreltecek, sahte kurtarıcılarla ve mehdilerle avutup oyalayacak ve onları iyice pasif/edilgen hale sokacaklardır. Özne olması gereken İslam toplumunu nesneleştireceklerdir.

Bu yazdıklarımızın hiçbirisi komplo teorisi değil geçmişte yaşanmış hadiselere yapılan analiz ve sağlıklı tefekkür sonucu ortaya çıkan değerlendirmelerdir. Zira bu emperyal güçler, bunu geçmişte hep yapmışlardır ve bugün de çıkarları gereği yapmalarından daha doğal bir şey yoktur. Sorun, yine bu oyunlara gelen saf ve cahil müslümanlardadır. Haklı ve yerinde uyarılara kulak tıkayan aklı kıt, basiretsiz ve ferasetsiz din adamlarındadır. Kendi içlerinde Batılılarla iş tutan “satın alınmış hain siyasilere” güvenmeleri ve peşlerinden gitmelerindedir.

Oysa kâmil müslüman, bir delikten iki defa ısırılmaz ve aynı oyuna gelmez.[1] Bu terör örgütlerinin yaptığı her türlü eylemden İslam ve müslümanlar zarar görüyorken hâlâ bu örgütleri savunmaya kalkışmaz. Çünkü bu örgüt, İslâm adına cihad etmiyor, İslâm’a karşı savaş açan hainlerin ekmeğine yağ sürüyor ve alenen onlara hizmet ediyor. Hâlâ bu gerçeği anlamayarak bu sefih adamlara sahip çıkmak ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Sonuç olarak, İslâm’ın bu şekilde kötü tanıtılmasına neden olan, inkârcılara uşaklık eden, kime hizmet ettiklerini bir türlü anlamayan, ülkelerinin sömürülmesinde maşa olarak kullanıldıklarını dahi fark edemeyen, geçmişten ders almayan, oturup sağlıklı tefekkürün hakkını vermeyen bu terör örgütü mensupları artık hatalarından vazgeçmek zorundadırlar. Aksi halde İslâm’a ve müslümanlara verdikleri zararın tabiî bir sonucu olarak cennetin yüzünü görmeleri asla ve kat’a söz konusu olamayacaktır. Hz. Peygamber, bunlara asla “Ümmetim!” diye sahip çıkmayacaktır. Zira Kur’ân ve sahih sünnet, bu gerçeği şimdiden haber vermektedir. Bu nedenledir ki, hiçbir kimsenin son din İslâm’ı bu şekilde kötü tanıtmaya ve süfehâyı bilinçsizce savunmaya hakkı ve yetkisi yoktur. (23.05.2014)

 

[1] Buhârî, 78/Edeb, 83 (VII, 103).

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.