Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Ramazan ve Davulcular

A+A-

Ecdadın asırlardır sürdürdüğü ve torunlarına miras bıraktığı bazı güzel gelenekler vardır ki bunları kıyamete kadar yaşatmak yeni nesillerin görevidir.

Maalesef günümüzde bazı kimseler “bilmeksizin (!)” bu değerlere savaş açmakta ve bunları küçümsemektedir. Bahsedilen bu geleneklerden birisi de insanları ramazan ayında sahura kaldıran ramazan davulcularının icra ettiği gelenektir. Ramazan ayında insanları sahur için uyandıran bu davulculardan rahatsız olmak ve yaptıkları işi hor görerek yasaklamaya kalkışmak son derece yanlıştır. Sudan sebeplerle asırlardır süren bir geleneği yok etmeye ve karşıt bir cephe oluşturmaya kalkışmak doğru değildir.

Bazı gelenekler vardır ki bunları olduğu gibi muhafaza etmek ve ilelebet yaşatmak gerekir. Mesela her bölgeye özgü folklar ekiplerini, halk danslarını, bunların giydikleri geleneksel kıyafetleri ve müzik aletlerini kıyamete kadar yaşatmak gerekir.

Ramazan ayında minareler arasına asılan mahya,  insanları camilerde bir araya toplayıp kaynaşmalarını ve Yüce Allah’a birlikte dua etmelerini sağlayan Mevlit programları ve kandil kutlamaları da muhafaza edilip yaşatılması gereken geleneklerdendir.

Sahur öncesinde, imsak vaktinde ve iftarda atılan toplar ile müslümanları sahura kaldıran ramazan davulcularının yaşattığı gelenekler de kıyamete kadar sürdürülmelidir.

Ramazan davulcuları aleyhine kampanya yürüten, “geceleri uyuyan bebekleri korkuttukları ve yaşlıları rahatsız ettikleri” gerekçesiyle algı oluşturmaya çalışanlara karşı da dikkatli olmak gerekir. Bu müspet geleneği “masum gerekçelerin” arkasına sığınarak önce gözden düşürmeye, sonra da yok etmeye yönelik girişimlere karşı uyanık olmak icap eder. Zira asırlardır süren bir geleneğe “kasten düşmanlık” kültürel yozlaşmanın bir sonucudur.

Kanaatimizce iyi niyetli yaklaşımmış gibi sunulan bu önerilerin asıl maksadı, müslümanların ramazan ayında artan dindarlıklarından rahatsızlık duyan çevrelerin asırlık gelenekleri bir bir yok ederek “toplumu yavaş yavaş dinden uzaklaştırma gayretleridir.”

Bu itibarla ramazan ayında “davul ile sahura kalkma geleneğini yaşatmak” konusunda toplumsal bilinç ve farkındalık oluşturma görevi kültürüne bağlı sivil toplum örgütlerine ve duyarlı medya organlarına düşer. Zira bunlar Türk-İslam kültürünün bir parçasıdır ve toplumu bir arada tutan değerlerdir. Nitekim Ramazan ayında Türkiye’yi ziyarete gelen turistlerin ilgisini çeken, hayranlıkla izlemelerine ve etkilenmelerine yol açan bu gelenek yaşatılmalıdır.

Kaldı ki ecdadının doğrularına ve İslam’a aykırı olmayan geleneklerine sahip çıkmayan milletlerin gelecekleri karanlık olur.

Kanaatimizce her şeyi teknolojiye indirgeyerek bu tür geleneklere karşı çıkmak ve bunları kökten kaldırmaya çalışmak isabetli değildir. Zira milleti bir arada tutan ve adeta çimento vazifesi gören bu gelenekleri gelecek nesillere aktarmak ve milletin ortak hafızasına olumlu anlamda katkı sunmak her ferdin görevidir.

Sayılan bu nedenlerden dolayı bir geleneği yaşatmaya çalışan ramazan davulcularına sahip çıkmak ve onlara emeklerinin maddi karşılığını vermek gerekir.

Nitekim mehter takımlarına sahip çıkan ve onların çaldıkları marşları dinlerken göğsü kabaran bir milletin ramazan davulcularına karşı olumsuz bir tutum içine girmesi söz konusu olamaz. Ancak kafaları karıştırmaya yönelik art niyetli çabalara karşı da insanları doğru bilgilerle aydınlatmak icap eder.

Bu itibarla mezkûr geleneği devam ettiren davulculara destek olmak, onları küçümseyerek bir geleneği yok etmeye çalışanlara prim vermemek gerekir.

Kendi kültürüne yabancılaşmış, manevi değerlerinden uzaklaşmış ve Batılıların etkisine girmiş, hayata onların baktığı pencereden bakan kimselerin ramazan davulcuları aleyhine söylemlerine itibar edilmemelidir. Zira toplumun değerlerine sırtını dönmüş aydın geçinen bu tipler her zaman dine ve dine değerlere mesafeli olmuş, ellerine fırsat geçince de içlerindeki kini kusmaktan asla çekinmemişlerdir. Bu bakımdan geleneklerinden, tarihinden, kültüründen ve geçmişinden utanan böyle kitlelerin/zevatın/güruhun(!) söylemlerine karşı genç nesillerin uyanık olmalarında fayda vardır.

Sonuç olarak, ramazan ayına ayrı bir anlam katan ramazan davulcularını sevmek ve sevindirmek, ecdada verilen değerin göstergesi olup onlara maddi destek olmak, muhakkak surette bu geleneği yaşatmak ve gelecek nesillere devretmek gerekir. Ramazan ayına ayrı bir güzellik katan “davulcuları” ile “imsâkı ve iftarı bildiren top atışları” teknolojiye kurban edilmemeli, teknik imkânlar ne kadar gelişirse gelişsin mezkûr âdetler kıyamete dek yaşatılmalıdır. Bu konuda müslümanlar duyarlı, titiz ve hassas olmalı, asırlardır devam eden geleneklerine sahip çıkmalı ve geleneklerinin altını sinsice oymaya çalışanlara asla fırsat vermemelidir. (27.08.2010)

Önceki ve Sonraki Yazılar