Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Liderler de İnsandır ve Onlar da Yanılabilir

A+A-

Kur’ân-ı Kerim, peygamberlerin de insan olduğunu, onların da yanıldıklarını ve “yarı ilah” veya “melek peygamber” tasavvurunun/algısının kati surette yanlış olduğunu bildirmektedir.


Örneğin Kur’ân-ı Kerim Hz. Âdem’in verdiği sözü unutarak eşiyle birlikte yasak meyveyi yediğini, bu konuda azimli/kararlı davranamadığını, ancak hatasını anlayıp pişman olduğunu, tövbe ettiğini, samimiyetini ispat ettiğini ve Yüce Allah tarafından bağışlandığını haber vermektedir.


Aynı şekilde Kur’ân-ı Kerim, Hz. Yunus’un kavminin duyarsızlığı, vurdumduymazlığı ve nemelazımcılığına öfkelenerek “Yüce Allah’tan izin almadan” görev yerini terk ettiğini, balık/balina tarafından yutulduğunu, ancak hatasını anlayıp pişman olduğunu, tövbe ettiğini, geçmişte yaptığı güzel davranışlar nedeniyle “bu samimi tövbesinin” kabul edilip affedildiğini, ona ve kavmine ikinci bir fırsat/şans daha verildiğini bildirmektedir.


Yine Kur’ân-ı Kerim, Hz. Muhammed’in bazı davranışları nedeniyle Yüce Allah tarafından ikaz edildiğini haber vermektedir.


Bu bakımdan peygamberler de insandır, onlar da hata edebilir, yanılabilir, küçük günahlar/zelleler işleyebilir. Ancak görevleriyle ilgili konularda asla hata etmez ve yanılmazlar. Eğer görevleri konusunda hata edecek olsalar derhal görevli vahiy meleği Cebrâil tarafından (vahyi gayr-i metlûv ile/Kur’ân dışı vahiyle) uyarılır ve hatalarının tashihi sağlanır.


Görüldüğü üzere peygamberler de beşerdir; etten ve kemikten yaratılmışlardır; onların da beden ve ruhları vardır; yemek yemiş, tuvalete gitmiş, yoruldukları zaman yatıp uyumuş ve dinlenmişlerdir. Tıpkı diğer insanlar gibi onlar da çok ağır imtihanlardan geçmiş ve bu sınavların hepsini başarıyla atlatmışlardır.


İşte nasıl peygamberler yanılıyorsa onlar gibi “insan” olan “liderler, önderler, şeyhler, mezhep imamları, hocalar, mollalar, babalar, dedeler vs.” de yanılabilir. Bu kimseleri yanılmaz, hatasız, masum ve günahsız kabul edenler, Allah ve peygamber ile doğrudan istişare ettiği/görüştüğü palavralarına/zırvalarına inananlar, İslam dinini zerre kadar anlamayan, öğrenmek istemeyen, böylece kendilerine zulmeden kimselerdir.


Onlara böyle sakat bir din anlayışını aşılayarak “sapkın algının oluşumuna veya devamına neden olan” bütün din adamları da kesinlikle büyük bir vebal altındadır. Çünkü peygamberler bile yanılıyorsa diğer insanların da yanılmaları kaçınılmazdır. Bu konuda hiçbir insana ayrıcalık tanınmamıştır.

Kendilerine “üstün insan, mehdî, mürşid-i kamil, seçilmiş insan, gavs, kutub, evtad, nükebâ, nücebâ, şeyh, hoca, molla vs.” gibi kerameti kendinden menkul sıfatlar yakıştıran merdivenaltı din tüccarlarına inanan, onları hatasız kabul edenler “sapkın bir yola girdiklerini” artık bilmeli ve bu yoldan acilen dönmelidirler.


Parti liderlerini, tarikat önderlerini, mezhep imamlarını, devrimci şahısları vs masum, yanılmaz, dokunulmaz ve hatasız kabul ederek onların bütün görüş ve düşüncelerini kayıtsız şartsız savunan, hatalarını yüzlerine söylemekten korkan, menfaati nedeniyle vahim yanlışlarına suskun/seyirci kalanlar beş para etmez adamlardır.

Zira bu zavallılar hem kendilerini hem de başkalarını yanıltmalarının bedelini “dünyada ölmeden evvel” el âleme rezil ve rüsva olarak, ahirette ise daha elim verici bir azapla karşılaşıp cehennemi boylayarak ödeyeceklerdir.


Sonuç olarak, unutmayan, yanılmayan ve hata etmeyen tek varlık biricik Yüce Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kendilerine yarı ilahlık yakıştırılanların hepsi mahluktur, acizdir, yemek yiyen, tuvalete giden, hastalanan, uyuyan, ağlayan insanlardır.

Yüce Allah’ın peşi sıra “peygamberleri, melekleri, şeyhleri, hocaları, mollaları, babaları, dedeleri vs.” yarı ilah kabul eden ve onların ahiret gününde kendilerine torpil/ayrıcalık/iltimas sağlayacağına inananlar da “imanlarına en büyük zulmü bulaştıran” müşriklerdir. (20.11.2009)
 

Önceki ve Sonraki Yazılar