Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

İlahiyatçılara Düşen Büyük Yedi Vazife!

A+A-

İnsanlığı dinî konularda güvenilir bilgilerle aydınlatmak isteyen ilahiyatçılara/ hocalara/imamlara/din adamlarına çok önemli görevler düşmektedir. Zira hakikati keşfetmek ve doğru dinî bilgiye ulaşmak için yapılması gerekenler vardır. Eski bilgileri tenkit süzgecinden geçirmeden alıp aktarmak, yanlış adet ve gelenekleri, bidat ve hurafeleri, eksik araştırmaya dayalı yanlış din yorumlarını “din” diye sunmak zinhar doğru değildir. Böyle bir din anlatımı yapanlar büyük vebal altındadır. Dolayısıyla artık bu yanlıştan dönülmesi elzemdir.

İslâm düşünürü Hâris el-Muhâsibî’nin de isabetle kaydettiği üzere hakikate ulaşmak isteyen bir din âlimi/İlahiyatçı şu yedi şeyi yapmak zorundadır:

1. Hemm. Gerçek bir din adamı/dini lider/mürşid-i kâmil/akademisyenin mutlaka kendisini adayacağı bir davası, derdi, hedefi, gayesi ve amacı olmalıdır. Dünyevî herhangi bir beklenti içinde olmaksızın sırf İslâm davasına kendisini adamalı ve Yüce Allah’ın rızasını kazanmayı kendine tek gaye edinmelidir.

2. Sem’. Her sözü dinlemeli, sağlıklı tefekkür yaparak sözün en güzeline uymalı, kâinatı ve kendisini (beden ve ruh) keşfetmeyi bilmelidir. Hakikatin gür sesi olan Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber’in sahih sünnetinin ilkelerini can kulağıyla dinlemeli, onları doğru anlamaya çalışmalı ve daima bu iki kaynaktan beslenmelidir.

3. Basar. İslâm’ın bu iki temek kaynağını doğru anlayabilmek için evrendeki âyetleri araştırmalı, çalıştığı alana odaklanmalı ve sürekli gözlem halinde bulunmalıdır. Kendini, kâinat kitabını ve Kur’ân’ı basiret ve firasetle okumalı ve çok iyi tanımalıdır. Çalıştığı alanda uzmanlaşmalı ve sahasının otoritelerinden biri olmaya gayret etmelidir.

4. Nazar. Sürekli araştırma ve inceleme yapmalı, mantıklı sorular sormalı ve gerçeğin peşine düşmelidir. Görünenden görünmeyene, somuttan soyuta, eserden müessire, fiilden faile, sanattan sanatkâra yol aramalı ve bulmalıdır. Yeni sorular sormalı, bunlara yeni cevaplar üretmelidir. Bir saniye bile boş durmaksızın çalışmalı ve uzman olduğu alanla ilgili kalıcı ve işe yarar fikirler, içtihatlar, kavramlar, paradigmalar, eserler bırakmalıdır.

5. Fikr. Kur’ân-ı Kerim ve sahih sünnetin ilkelerini kendisine rehber edinmeli, sürekli sağlıklı tefekkür yapmalı ve kritik-analitik düşünmelidir. Meseleleri parça ve bütün halinde anlamaya çalışmalı ve doğru sonuçlara ulaşmak için sağlam bir muhakeme yeteneğiyle konuları analiz/tahlil etmelidir.

6. Amel. Öğrendiklerini yaşamalı ve etrafına da çok iyi bir örnek olmalıdır. Sürekli eylem halinde bulunmalı, bir işi bitirince derhal başka bir işe koyulmalıdır. Asla vaktini israf etmemeli ve kesinlikle boş şeylerle uğraşmamalıdır.

7. Neşr. Üzerinde uzun süre çalışarak ürettiği güvenilir, sağlam ve sahih dinî bilgileri/tespitleri/sonuçları anlatmalı, yazmalı, yaymalı ve yayınlamalıdır.

Bu itibarla, yeni yetişen genç İlahiyatçıların yukarıda özetlenen önemli görevleri iyi bilmeleri gerekir. Bir âyetin yorumunu/bir hadisi/bir bilgiyi/bir içtihadı herhangi bir yerden alıp aktarmak (hâsılı tahsil malumu i’lam etmek) kesinlikle İlahiyatçılık değildir.

Hakiki bir İlahiyatçı/İslâm âlimi öncelikle o dinî yorumun/hadisin/bilginin doğru olup olmadığını çok yönlü araştırmak zorundadır. Aksi halde çok yanlışlar yapması kaçınılmazdır. Çünkü ona inanan ve güvenen saf ve temiz mü’minleri aldatması hâlinde vebali katlanarak artacaktır. Dolayısıyla çok çalışmayan, uykusuz kalmayı göze almayan, bedel ödemeyen ve aklını rafa kaldıran bir kimsenin iyi bir İslâm âlimi olması mümkün değildir.

Öte yandan bugünün gelişmiş teknolojik imkânlarıyla artık her türlü bilgiye ulaşmak ve bunları her açıdan incelemek kolaylaşmıştır. Dolayısıyla sağlam ve güvenilir dinî bilgi üretmek, bu konuda kafa zonklatmak, ömrünü bu işlere adamak, durup dinlenmeden çalışmak, ter dökmek ve bedel ödemek gerekir. Bunu yapamayacak olanların İlahiyat alanını hiç tercih etmemesi ve başka mesleklere yönelmeleri kendi lehlerine olacaktır. Çünkü din konusunda çalışmayı seçmek, adeta ateşten gömlek giymek gibidir. Bunun hakkını veremeyenlerin âhirette işleri çok zor olacaktır. Dolayısıyla bu işin hakkını vererek yapmayacak olanların kendilerine başka iş bulmaları hem kendileri hem de tüm insanlığın yararınadır.

Sonuç olarak, bu yedi maddede özetlenen hususları gerçekleştirmek için çalışacak genç, çalışkan, azimli, kararlı, samimi ve akıllı İlahiyatçılara/erdemli nesillere ihtiyaç vardır. Bu nedenle dinî mevzularda derinleşmeye ve İslâm’ı doğru tanıtıp temsil etmeye kendini adayacak kimselerin buna şimdiden hazırlanmaları icap eder. Aksi halde ahiret günü insanları yanlış dinî bilgilerle yanıltmanın bedeli çok ağır olur. Bu bakımdan din adına konuşanların/yazanların kendilerini ebedî azaptan kurtarabilmeleri için yaptıkları işin hakkını tam olarak vermeleri gerekir. Taklit bataklığında boğulan, atalarının gittiği yanlış yolda gitmekte ısrar eden, kendini yenilemeyen, okumaktan nefret eden, sözün en güzeline kulak vermeyen, sağlıklı tefekkür yapmayan, yaptığı işin hakkını vermeyen bir ilahiyatçı olmayı veya öyle kalmayı tercih ederek Yüce Allah’ın rızasını ve cenneti kazanacağını düşünenlerin bu durumlarını yeniden gözden geçirmeleri kendi faydalarınadır. (12.09.2014)

Önceki ve Sonraki Yazılar