Ahmet Emin Seyhan

Ahmet Emin Seyhan

Erdemli İnsanlar Onurları İçin Yaşarlar!

A+A-

İslam’ın ortaya koyduğu genel hukuk ve ahlâk ilkeleri incelendiğinde “insan onuruna” verilen önem/değer rahatlıkla görülür. Ancak günümüzde bazı insanlar bu gerçeği göz ardı etmekte, ele geçirdikleri yetkileri pervasızca kullanıp başkalarının onurlarıyla oynamaktadır.

Bir kimsenin hak ettiği yere gelebilmesi için mutlaka el etek öpmesi gerektiğine inanan, kendileri gücü ve yetkiyi ele geçirince böyle bir tavır sergileyen, üstüne üstlük bu tür Câhiliye ürünü düşünceleri meşru kabul edip savunanlar insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Araya mutlaka bir aracı sokarak iş yapılmasını yaygın hâle getiren, konulan kuralları çıkarları istikametinde esneten, ilke ve adalet eksenli değil çıkar ve menfaat odaklı düşünenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Kendilerinden olmayanların işlerini yokuşa süren, “Bugün git yarın gel” diye canından bezdiren, saatlerce kapılarında bekleten, karşılarında yalvarmalarını isteyenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Dedikodulara ve yalancı şahitlerin söylemlerine inanarak suçsuzlara zulmeden, gerçeği aramak yerine yandaşlarının yalanlarına kanmayı marifet zannedenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Kendi taraftarları için torpili, rüşveti, adam kayırmayı, iltiması mübah görüp garip ve kimsesizlerin haklarını yiyenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Dünyada insanlık onuru ayaklar altına alınırken zihin konforunu bozmadan keyfine bakmaya devam edenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

İnsan onurunu çiğnemeyi marifet zanneden güç, iktidar, makam ve servet tutkunlarından yana olan ve onların her türlü yalakalığını büyük bir zevkle yapanlar insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Elinin emeği, gözünün nuru, bileğinin hakkıyla değil, birilerinden medet umarak bir yerler gelmeyi ve böylece de onlar tarafından kullanılmayı normal kabul edenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Yüce Allah’tan başkasına kul ve köle olmamak için zor şartlar altında direnen ve mücadele eden, tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışan, gece gündüz demeden gayret eden bu kimseleri enayilikle suçlayan, onlara ilkesizlik önerenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkalarına rahatlıkla yapanlar insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Kendisi için istediği şeyleri başkaları için istemeyenler insanlık onurundan nasibini almamış olanlardır.

Sonuç olarak, dürüst ve erdemli insan sadece ve sadece Yüce Allah’a kul olur. Yaratanın ilkelerine isyan hususunda yaratılmışlara itaat etmez ve zalimlerin kulu ve kölesi olmaz. Her zaman insan onurunu ve haysiyetini savunur. Sıkıntılarla karşılaştığında da “her zorlukla beraber mutlaka bir kolaylık olduğuna” bütün kalbiyle inanır ve mücadele ederken sabreder. Güç, silah, baskı, zulüm ve işkenceler karşısında doğrularından vazgeçmez ve yan çizmez. Onurlular şerefleri uğruna ölmeyi göze alır; ancak onursuzluğa asla müsaade etmez. Zaten böyle bir tavır Hz. Peygamber’in sahih sünneti değil midir? (24.10.2014)

Önceki ve Sonraki Yazılar