Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatin Rüştü Zorlu Camii’nde hutbe irad etti

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatin Rüştü Zorlu Camii’nde hutbe irad etti

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin (Türk Konseyi) liderleri, cuma namazını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın imametinde eda etti.

A+A-

Türk Konseyi liderleri, cuma namazını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın imametinde Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki Fatin Rüştü Zorlu Camii’nde eda etti. Başkan Erbaş, "Ortak Hedefimiz ve Duamız, Bütün İnsanlığın Huzuru, Barışı ve Selametidir"  başlıklı hutbe irad etti

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin (Türk Konseyi) liderleri, cuma namazını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın imametinde eda etti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde, "Yeşil Teknolojiler ve Dijital Çağda Akıllı Şehirler" temasıyla gerçekleştirilen Türk Konseyi Devlet Başkanları 8. Zirvesi'ne katılmak üzere Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na gelen liderler, Cuma namazı için Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki Fatin Rüştü Zorlu Camii’ne geldi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, burada hutbe irad etti ve ardından Cuma namazını kıldırdı.

Başkan Erbaş’ın "Ortak Hedefimiz ve Duamız, Bütün İnsanlığın Huzuru, Barışı ve Selametidir"  başlıklı hutbesinin tam metni şu şekilde:

“Aziz Müslümanlar!

Bizleri tevhit ve iman yolunda kardeş kılan, vahdet ve muhabbet şuuruyla kalplerimizi birleştiren, günlerin efendisi bu Cuma vaktinde bu güzide camide aynı safta buluşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve senâ olsun. Medine-i münevverede yaptırdığı Mescid-i Neb’i’de yüce bir ahlak ve büyük bir medeniyet inşa eden, bizlere cami ve mescitlerin tevhid ve vahdet mekânı olduğunu öğreten Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) sonsuz salat ve selam olsun.

Yakın tarihimizde, yüreklerimizde acı hatıralar bırakan, bugün ise geçmişte yaşanan acıların tekrar etmemesi adına Milli iradeye olan sadakati, bağlılığı her daim hatırlatsın diye Devletimizin Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak ilan ettiği bu mekana uzaktan yakından gelen siz kıymetli misafirlerimize, medeniyet coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimize en kalbî selamlarımı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinize çekişmeyin, sonra zayıflarsınız ve gücünüzü kaybedersiniz. Sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun!”

Aziz Müminler!

Bizler, âlemlerin rabbi olan Allah’a, O’nun son elçisi Resul-i Ekrem’e, son ilahi mesaj olan Kur’an’ı Kerim’e gönülden iman etmiş Müslümanlarız. Cenâb-ı Hakk’ın buyurduğu üzere, “Müminler ancak kardeştirler.” ayetinin sırrına mazhar olmuş kardeşleriz. Mesafeler uzak olsa da gönüllerimiz hiç ayrılmamak üzere birbirine bağlıdır. Nitekim bizler, aynı inancın, aynı tarihin, aynı dilin, aynı coğrafyanın, aynı kültürün mensuplarıyız. Maveraünnehir havzasından yedi kıtaya ilim, hikmet, sevgi, muhabbet taşıyan şanlı bir medeniyetin temsilcileriyiz. İslam’ın barış, esenlik, kardeşlik ilkelerini dünyanın dört bir köşesine ulaştıran İmam-ı Buhârî, İmam Tirmizî, İmam Mâtürîdî, El Kindî, Farabî, İbn-i Sînâ, İmam Serahsî, Zemahşeri, Nesefi, Merginânî, Hace Yusuf Hemedani, Hoca Ahmed Yesevî, Şah-ı Nakşibendî ve bunlar gibi âlimlerin, ariflerin ve gönül erlerinin varisleriyiz elhamdülillah.

Aziz Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde biz müminleri şöyle tasvir ediyor:

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşır” Evet, bizler, bir bedenin uzuvları gibiyiz. Bu mübarek topraklarda bütün farklılıklarımızla birlikte et ve tırnak gibiyiz. Hiçbir sebep bizi birbirimizden ayıramaz, koparamaz. Birbirimizin acısı hepimizi hüzne boğar. Yeryüzünde nerede bir mazlumun canı yansa bizim de canımız yanar, yüreğimiz dağlanır. Dinimizin adı İslam, manası barıştır, kurtuluştur, selamettir. Müslümanlar olarak bizim de ortak hedefimiz ve duamız, bütün insanlığın huzuru, barışı ve selametidir.

Cenâb-ı Hak, bir ayette şöyle buyuruyor:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi.”

Allah’u Teala bu ayetlerin ve hadislerin hikmetine göre amel etmeyi hepimize nasip eylesin.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.