02 (Oksijen) kısa filminin yönetmeni Naci Anıl Konya ile söyleşi

02 (Oksijen) kısa filminin yönetmeni Naci Anıl Konya ile söyleşi

Tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını öncesinde çektiği kısa filmle tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

A+A-

Tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını öncesinde çektiği kısa filmle tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

2014 yılında çektiği O2 (Oksijen) isimli kısa filmiyle Adana Altın Koza Film Festivali’nde deneysel film kategorisine en iyi film ödülünü alan Yönetmen Naci Anıl Konya’yla bu filme dair tüm detaylarını ve sinema yolculuğu hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar..

3-003.jpeg

Kısaca kendinizden bahseder misiniz? 

Adım Naci Anıl Konya. Selçuk Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. Okuduğum bölümde reklam ve sinemaya olan ilgim üzerine bu iki alan üzerine çalışmalar yapmaktayım. İlk olarak reklam filmleri çekmekle başlayan kısa film serüvenim her geçen gün artmaktadır.

4-003.jpeg

Yönetmenliğini 2014 yılında yapmış olduğunuz 02(oksijen) adlı kısa filminiz günümüzdeki yaşadığımız Covid-19 problemlerine dikkat çekmektedir. Bu filmi o dönemde çekmenize neden olan şey nedir?

O2 (oksijen) adlı kısa filmimin günümüz pandemi problemlerine değinmesi ne tesadüf ne de bir ön görü. İnsan oğlu doğumdan ölüme kadar bir tüketim içerisindedir. Bu tüketim bazen cüzi olabilirken, bazen de aşırıya kaçabiliyor. Problem olarak gördüğümüz şeylerde tam olarak bu noktada başlıyor. Ölçülü olamamak hep daha fazlasını istemek içinde bulunduğumuz birçok problemin ana kaynağıdır. 

Çevre, sağlık, aile, tüketim ve hayvanlar gibi konular üzerinde derdimi anlatmaya çalıştığım filmimin amacı her geçen gün daha da kötüye giden çevre vb. problemlere dikkat çekmektir. Filmi çekmeye iten sebep ise görmüş olduğum bir fotoğraf karesidir. Köyümüzde yer alan ana yol güzergahında görmüş olduğum su kuyusu ve yanındaki kuru ağaç beni görsel ve manevi olarak çok etkilemiştir. Filmimin bütün hikayesi burada başlamıştır.

Zaman içerisinde yaygınlaşan tüketim toplumu biz insanları popüler kültürün etkisiyle hızlı tüketen bireyler haline getirdi. Bunun sonucunda da çevrede birtakım problemler ortaya çıktı. Toprağa daha fazla versin diye ilaçlar verdik. Sonra en verimli topraklara beton binalar diktik. Su kaynaklarını bilinçsiz tüketip, fabrika atıklarıyla zehirledik. Bu ve benzeri nedenlerin sonucunda yavaş yavaş yaşanılmaz bir dünya’yı kendi ellerimizle şekillendirdik. Bizdeki manevi önemini yitiren birçok şey  maddeye dönüştü. Maddeye verilen önem neticesinde de zamanla ailevi bağlar gibi manevi değerlerimizde dezenformasyon meydana geldi. Hep birlikte kirlettik ve sonuçlarını birlikte görüyoruz. Göreceğiz de.

2-005.jpeg

Bu kısa filminizin çekim sürecini anlatır mısınız?

O2(oksijen) adlı kısa filmimin çekim süreci bir işe kalkıştığınızda günlük hayatta hepimizin başına geldiği üzere bir yapamazsınlarla, olmazlarla başladı. Genellikle çevremizde bu iki tür insanlardan oldukça mevcut olduğundan bir işe kalkışmak çoğu zaman hepimizin için yük olur. Bende bu yükü yüklenenlerdenim diye bilirim. Gerekli teknik ekipmanlarımın eksik olmasından dolayı bir ayağım her zaman geriye doğru gitse de uykumu kaçıran fikrin nihayete ermesi için elimden geleni yaptım diyebilirim. Kısaca çekim öncesi ve süreçten bahsedeyim. Her şey filmde yer alan kuyunun yanında yer alan kuru bir ağaçla başladı diyebiliriz. Belki de birbirini kurutan iki canlının cansıza dönüşmesi.. Birinin suyunu bitirmesi diğerinin canını bitirmesi gibi. Beni köyümüzde yer alan bu kare oldukça etkiledi. Her şeyin başladığı nokta burası diyebiliriz.

Görsel hafızamın iyi olmasından dolayı gördüğüm her güzel mekanı film çekerim diye bir kenara atarım. Bu filmde de bu şekilde oldu. Kenara attığım kıymetli mekanların birleşiminden bu film çıktı. Kıyamet sonra filmlerde görülen bir etki çıktı ortaya. Senaryo olarak diyaloğun neredeyse hiç olmamasından dolayı bu kısa filmim daha çok çekim senaryosuyla sonuca erdirildi diyebiliriz. Hatta tek sayfa A4 kağıdına karakterin kostümlü karalamasının sahne sahne eylemleriyle birlikte karalaması sonucundan çekildi de diyebilirim. Okulda hocalarıma bahsettiğimde ağırlık olarak A4 sayfasındaki karalamaya çok bir anlam yüklemediler. Klasik bir senaryo yapısına alışkınlıklarından dolayı çokta ümitli bakmadılar bu fikrime.

 Aksi durumda destekleyen arkadaşlarımda oldu. Sadece inandım ve doğru zamanda doğru mekanlara doğru yola çıktım diyebiliriz. Özellikle filmin açılış sahnesindeki sisli ortamı yakalayabilmek için gece yarısı bütün arkadaşlarımı ayağa kaldırıp 03:00 gibi görüş mesafesinin ara ara sıfıra düştüğü bir zamanda yola koyulduk diyebiliriz. Bir insana bunu ancak inandığı bir şey ve içinde var olan tutku yaptırır. Bu şekilde çekildi diyebiliriz. Ondan sonra sahneleri keyifle tek tek eleştirerek izledik. 

1-004.jpeg

Filmde geçmiş ve gelecek arasında sıkışan bir karakter görüyoruz.  Bu karakterin duygusal yönünü nasıl ön plana çıkardınız? 

Filmin renkli ve renksiz versiyonlarını kurgularken istemsiz olarak kasvetli rahatsız edici bir yöne doğru filmi çektim. Siyah beyaz yaparak da bu etkiyi bilinçli olarak arttırdım. İzleyene olumsuz bir görüntü göstererek tam tersi olumlu yönde bir etki bırakmak istedim. Filmin müziği konusunda internetten tanıştığım müzisyen Murat ATAMAN’ın vermiş olduğu destekle film tamamlanmış oldu. Filmin müziğini sağ olsun sahne sahne karakterin hareketine ve duygusuna göre işledi. Böylece filmimizin duygusu senaryo, kurgu, müzikle vb. unsurlarla tamamlanmış oldu.

Mekan seçimi de filmde oldukça dikkat çekmekte. Bu konuda nelere dikkat ettiniz?

Yönetmen için senaryo, oyuncu, müzik ne kadar önemliyse mekan tercihleri de hikayenin anlatımında o kadar etkilidir. Bu saydıklarımın hepsi bir uyum içerisinde olduğunda filmin başarısından söz edebiliriz. Özellikle buna çok dikkat ettim. Film çekiminde mekan tercihimi benim için doğal bir plato olan Konya’dan yana kullandım.  Filmi çekimi için gece 03:30 gibi yola çıktık. İstediğim sisli ve kasvetli bir havaydı. Bunu kurguda efekt olarak yapmak yer yer imkansız ve oldukça pahalı olabileceği için. Sisli havayı görür görmez gece yola koyulduk. Sis o kadar çoktu ki yer yer görüş mesafesi sıfıra iniyordu. Biraz hava açıldıktan sonra tekrar yola koyuluyorduk. Filmdeki uyumlardan en önemlisi aslında mekan, hava ve zaman uyumu diyebiliriz. Bu uyuma özellikle dikkat ettim.

O2 (oksijen) filminiz festivallerde yarıştı mı?

Evet. Kısa filmimin çekimini öğrenci olduğum dönemde hedeflediğim Adana Altın Koza Film Festivali için çekmiştim. İlk hedefim orada bir ödül alarak sinema alanına giriş yapmak istemişimdir. Nitekim kısa filmim 2014 yılında 21. Adana Altın Koza Film Festivali, Ulusal Öğrenci Filmleri yarışmasının Deneysel kategorisine En İyi Film Ödülünü aldı. Ardından 7. İnönü Üniversitesi Uluslararası Kısa Film Festivalinin Deneysel dalında En İyi Film ödülünü aldı. Bunun gibi ulusal ve uluslararası birçok festivalden birkaç ödül alarak finale kaldı.

Reklam filmlerinde dikkat ettiğiniz en önemli hususlar neler ?

Reklam filmlerinde özellikle klasik bir ürün tanıtımından ziyade bir hikayesinin özellikle bir duygusunun olmasına önem veririm. Empati yeteneğimin kuvvetli olmasından dolayı  izleyici gözüyle bakarak her sahneyi ayrı ayrı ayrıntılı bir şekilde düşünürüm. Duyguyu kuvvetlendiren belli başlı ögelerin birbiriyle uyumlu olması gerekir buna dikkat ettiğimizde  iyi bir reklam filminin varlığından söz edebiliriz. Senaryo, mekan, dekor, kostüm ve teknik etkenlerin birlikteliğinden ziyade size inanan insanların varlığı ve birlikteliği bir reklam filmini daha başarılı yapar. Bu söylediğim her şey beni ve yaptığım işleri mükemmel yapmaya yetmemektedir. Çok eksiğimin olduğunu düşünmekteyim. Yaptığım bir çok reklam işi düşük bütçeli ve sınırlı imkanlarla yapıldığı için bu alandaki varlığımı yada yerimi tam olarak görememekteyim. Tek varlığından emin olduğum şey reklama ve birbirine çok benzeyen kısa filme olan tutkumdur. Tutku ve inanç benim her şeyden kıymetlidir diyebiliriz. 

Film çekmek isteyen yönetmen ve senaristlere neler tavsiye edebilirsiniz?

Doğru ekip, doğru zaman, doğru mekan, doğru oyuncu, doğru kalem... Kendimizde olamasa bile gözlem yeteneğinin ve pratik çalışma yeteneğinin yüksek olduğu insanlarla birlikte olmak çok önemlidir. Çok okuyun çok film izleyin gibi bir klişe tavsiyede bulunmaktan ziyade. İyi bir gözlemci iz sürücü olmalarını tavsiye ederim. Filmlerde gördüğümüz bir çok karakter günlük hayatta; otobüste, okulda, iş yerimizde hatta evimizde yer almaktadır. Bu karakterlerin dış görünüşlerinden, konuşmalarına, bedensel eylemlerinin gözlemlenmesinden tutunda, görünürde olandan zihinde olana kadar iyi bir gözlem iyi bir senaryo iyi bir filmi ortaya çıkarabilir.

Pandemi sürecinde yeni senaryolar yazdınız mı? Pandemi sizi bu konuda nasıl etkiledi?

Pandemi sürecini zihinsel olarak çok yoğun yaşadım diyebilirim. Çevremde bir çok insanın bir süreçte psikopata ve ruh hastasına dönüşmesinden dolayı ister istemez gerek iş yerinde  gerekse gündelik hayatta bir çok alanda olumsuz etkisi oldu diyebilirim. Sürekli gelen iş fikirlerinden tutunda, hayalim olan uzun metraj fikirlerinden, tv program önerilerine kadar bir çok hazırlık yaptım diyebiliriz. Destek alan kısa film projemin çekimi içinde aynı zamanda ön hazırlık yapmaktayım. Geldiğim şu noktada pandeminin olumsuz etkisi olarak da görebiliriz. Bütün projelerim birbirine girdi diyebiliriz. Hepsi beynimin içinde bir savaş veriyor diyebilrim. Neyseki inatçı biriyim. Elinde sonunda doğru zaman geldiğinde hepsini gerçekleştireceğime  inanıyorum. Dediğim gibi inanç önemli.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.